21 Ocak 2012 Cumartesi

The Artist


''Bir varmış, bir yokmuş. 1927'de Hollywood'ta sessiz film yıldızı George Valentin varmış. Şöhretin rüyasıyla sarhoş olmuşken Peppy Miller adında genç kız hayranı ile tesadüfen karşılaşır. Ve işte bu noktada...'' Herkesin bildiği ve tanıdığı hikayelerdi. Bazen duygusal, bazen trajik-komik bir dünyaydı. En çokta herkesin özlediği bir dönemdi. -Evet sessiz sinema döneminden bahsediyorum. Charles Chaplin'den Gloria Swanson'a kadar uzanan bir dönemden. Belki çoğumuzun çocukluğuna kadar yaşayabilen bir dönemden... The Artist filminin bende yarattığı duygular bu denli içten oldu. ''Sessiz sinema dönemine saygı duruşu''  ile bizden hakkıyla takdirleri topluyor. 
Jean Dujardin ve Bérénice Bejo olabildiğince mükemmel ve olabildiğince bizi çok öncesine taşıyan performanslar sergiliyorlar. Bérénice Bejo'nun güzelliğine, Jean Dujardin'in oyunculuğuna hayran kaldım. 
İşin teknik kısmına baktığımızda ise ayrı bir başarı kokuyor. Ludovic Bource eşsiz notalara imza atarken, Guillaume Schiffman başarılı bir görüntü işçiliği çıkarıyor. Yönetmen ve senarist Michel Hazanavicius'a bu denli sıcak ve başarılı bir film yaptığı için kendisine teşekkür ediyorum. Ve en çokta sinemanın temellerinin atıldığı bir dönemi yeniden hatırlattığı için ayakta alkışlıyorum.

B+

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder