5 Şubat 2012 Pazar

Barry Lyndon


Evren ona en büyük hediyeyi verdi: Aşk...
Beraberinde hiç ummadığı kıskançlık duygusu tüm damarlarında dolaşıyordu.  Nefretini körükledi. En büyük aşkının hayalkırıklığı ile gururu zedelendi.
Genç, hırslı ve tutkulu Redmond Barry'nin hikayesi...
Vazgeçmek yerine mücadele etmeye karar verdi. Talihin getirdiği oyun yeni bir macera, yeni bir sürgündü. Onurunu kurtarmak adına savaştı. Savaştıkça daha da değersizleştiğini düşündü. Yeni bir yol seçti. Asla bir daha bu kadar düşmeyecekti. Talih bu sefer yeni oyunlarla ona kucağını açtı. Ve yeni bir kapıyı araladı.
Barry Lyndon'un hikayesi burda başladı. 
Ve giderek daha da derinleşen bir yara oldu. 
“Adı geçen karakterler III. George'un zamanında yaşadı ve kavga etti; İyi ya da kötü, yakışıklı ya da çirkin, zengin ya da fakir. Artık hepsi eşit... ”
Stanley Kubrick'in eşsiz anlatımıyla 18. yüzyılda geçen hikayemiz bir romantiğin yükseliş ve çöküşlerle geçen hayat macerası. Özellikle dönemin avrupasının vurdumduymazlığına, sınıflar arası  farklılıklarına ve yozlaşmasına ayna tutan bir eser. Tam olarak iyi veya kötü ayrımını yapmamakla beraber insanoğlunda her iki özelliğin varolabiliceğini vurgulamıştır. Kubrick'in ne kadar mükemmeliyetçi olduğunu hepimiz biliriz. Bundan dolayıdır ki her filminin set arkasında ayrı bir hikayesi vardır. Şimdiki hikayemiz ise üç yıllık bir ön hazırlık sonunda filmin çekimleri yaklaşık bir yıl sürüyor.  Öne çıkan ayrıntı ise sette hiçbir yapay(elektrik) ışığın kullanılmaması. Kubrick bizzat ışıklandırmayı mumlarla yapmış. Film vizyona girince Kubrick projeksiyonların nasıl kullanması gerektiğini makinistlere anlatan mektuplar göndermiştir. Yine bu titizliğide dikkat çekmiştir.
Kubrick'in kullandığı klasik müzikler ise filmin en büyük avantajlarından biri. George Frideric Handel'in bestesini yaptığı Sarabande parçası tüylerimi diken diken etti. Filmin tema müziği olması çok yerinde bir seçim olmuş. Ayrıca Mozart, Vivaldi, Schubert gibi birçok ustadın eseri filmde mevcut. 

Sözlerimi toparlamak gerekirsek Stanley Kubrick'e hep hayranlık duymuşumdur. Sinemaya hakkını veren bir yönetmen. Yaklaşık 50 yıllık sinema hayatında çektiği 13 uzun metrajlı filmiyle ayrıntıya ne kadar önem verdiğini görüyoruz. Sevdiğim filmleri oldu. Tarz olarak fazla beğenmediğim ama yine de kalitesine saygı duyduğum filmleri var. Ama ilk kez beni bu kadar derinden etkileyen bir filmi oldu. Saygımı tekrardan sunarak izlemeyenler varsa mutlaka izlesin diyorum.

A+

2 yorum:

  1. Haendel'in Sarabande parçası neydi öyle yaa, filmi iyice karamsar bir havaya soktu. Ben neşeli bir film ya da Mel Gibson'un Vatansever filmine benzer bir yapım düşünürken çok farklı bir eserle karşı karşıya kaldığımı anladım. Müthiş bir atmosfer filmi diyeblirim.

    YanıtlaSil
  2. Aynen katılıyorum. Sarabande daha ilk anlarda çalar çalmaz beni etkisine aldı. Bende böyle bir şey beklemiyordum. Daha çok Vatansever tarzında olur dedim. Ama filmi baya beğendim. Hiçbir Kubrick filminde bu denli etkilenmemiştim.

    YanıtlaSil