1 Şubat 2012 Çarşamba

Hotaru no haka


Anime dünyasıyla henüz yeni tanışma evresindeyim. Tabi çocukken tv dizisi olarak takip ettiklerim vardı. Ama buna bilinçli bir takip etme diyemeyiz. O zamanlar sadece eğlence amaçlı bir eylemdi. Şimdi ise anime türünü gerçekten yakından tanımak istiyorum. Grave of the Fireflies/Ateşböceklerinin Mezarı filmini ise aldığım iyi eleştiriler sonucu izlemeye karar verdim.  Akiyuki Nosaka'nın II. Dünya Savaşı'nda açlıktan ölen kızkardeşi için yazdığı kısmi otobiyografik romandan uyarlanma bir film olan Ateşböceklerinin Mezarı aldığı övgüleri sonuna kadar hakediyor. Benimde derinden etkilendiğim su götürmez bir gerçek.
II. Dünya Savaşı sırasında Japonyada'yız. Hollywood'un yıllarca çekmekten bıkmadığı ve kendini efsaneleştirdiği savaşı Japonların gözünden izliyoruz. Aslında haksızlık etmeyelim Steven Spielberg'ün Empire of the Sun ve Clint Eastwood'un Letters from Iwo Jima filmleriyle daha önce Japonya'nın bakış açısıyla olaylara bakmıştık. Hatta çok iyi yapımlardı. Ama ilk kez bir animeyle ve üstelik kendi anlatımlarıyla II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan trajik olaylara tanık oldum. Oldukça dramatik sahnelere yer veren film finalde sizde psikoloji adına bir şey bırakmıyor. Sanmıyorum ki bu sahnelerde gözyaşlarını tutan olsun...
Seslendirme genel anlamda çok iyi. Ayrıca  yaratılan karakterler oldukça sağlam. Büyük bir hissiyat yaşatıyorlar. Mekan tasarımlarını ustaca hazırlanmış. Ve müzikler duyguyu müthiş sağlıyor. Teknik anlamda kusursuz bir film.

1988 yapımı Isao Takahata'nın bu eserini kaçırmamanızı tavsiye ederim. Özellikle insani dersler çıkarılma konusunda örnek alınabilecek bir eser. Savaşın boyutları ve yaşattıkları kelimelerle ifade edilmeyecek bir düzeyde anlatılmış. 

A+

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder