18 Mart 2012 Pazar

Nuri Bilge Ceylan: Tek Kadraja Hayatı Sığdırmak

Sinemamızın ender yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan 1959 yılında İstanbul'da doğdu. Okuduğu Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik bölümünden sonra 2 yılda  Mimar Sinan Üniversitesi'nde sinema üzerine eğitim aldı. Boğaziçi Üniversitesi'nde okuduğu sıralarda dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak, doğa etkinliklerine katıldı. Şüphesiz ki bu etkinlikler daha sonra sinema kariyeri için büyük bir başlangıç olacaktır. Nuri Bilge Ceylan bir sinemacı ve fotoğrafçı olarak yazar Anton Çehov ve sinema ustadı Andrey Tarkovskiy'den etkilendiği filmlerinde açıkça görülür. Zaten kendiside bunu sıkça dile getirmiştir. Fotoğrafçılığın getirdiği avantajla filmlerinde işin görüntü kısmıyla fazlasıyla ilgilenir. Nitekim sunduğu karelerle mükemmeli yakalamaya çalışır. Çoğu zaman kamerasını sabitlediği bir merkezde bir kareye adeta her şeyi sığdırmak ister. Özellikle karakterlerini genelde bir diyalog üzerinden değilde psikolojik bir evre üzerinden anlatmak ister. 
1995 yılında çektiği ilk kısa film Koza filmiy Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışmasına katılmasını sağlar. Daha ilk kısa filminde doğaya ve taşra kesmine olan hayranlığını açıkça dile getirir. Sessiz ve siyah-beyaz çektiği ilk film aslında bir nevi kariyerininde özeti sayılabilir. Ardından 1997 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmi Kasaba filmi bana göre Koza'nın bir nevi genişletilmiş versiyonu. Yine siyah- beyaz çektiği filmde bu sefer diyaloglarda var. Özellikle kasaba yaşantısını olabildiğince bir muazzamlık ve görüntü işçiliğiyle anlatmaya çalışan Nuri Bilge Ceylan yine üst üste çeşitli festivallerde filmini sergilemeyi başarır. 1997 yılında çektiği Mayıs Sıkıntısı filmiyle Ceylan ilk işlerinden çok daha öte bir başarı yakalamıştır. Mayıs Sıkıntısı filmi ile Siyad Ödüllerinden 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen' ödülünü alır. 
Ve Uzak filmi...
2002 yılında yayınlanan film Cannes Film Festivali'nde 'Jüri Büyük Ödülü' olmak üzere Siyad'tan ve Altın Portokal Film Festivali'nden ödüller aldı. Böylece Nuri Bilge Ceylan Dünya Sinemasında adını duyurmaya başlamıştır. Bu filmiyle Ceylan taşra kesiminden kent yaşamına kamerasını döndürmüştür. Ardından çektiği İklimler filmi bana göre Mayıs Sıkıntısı ve Uzak gibi filmlerinden sonra onların seviyesinde olmasa bile iyi bir filmdi. Cannes'da Fipresci Ödülü'nü alır. 2008 yılında çektiği Üç Maymun filmiyle Cannes'da 'En İyi Yönetmen' ödülünü aldı. Üç Maymun filmi yine muazzam bir görüntü işçiliği ile birbirini anlamayan insanların öyküsü.
Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerine indiğimizde müzikten çok ses kurgusuna önem verdiğini söyleyebiliriz. Yakaladığı her karede etrafındaki seslerden yararlanmayı bilir. Zaten filmlerini asıl süsleyen olayda budur. Bir tren sesiyle dikkatinizi çekebileceği gibi, bir telefon sesiyle gerilime sokabilir ve bir yağmurun sesiyle sizi uzaklara götürebilir.
Ve geçtiğimiz yılın mucizelerinden Bir Zamanlar Anadolu'da filmine gelirsek kelimelerle anlatılmaz adeta. Bana göre Nuri Bilge Ceylan'ın en iyi işidir. İşlediği doku, kareler ve unutulmaz ses işçiliği. Zaten film hakkındaki yazım blog'ta var. Ayrıca Cannes'da aldığı 'Jüri Büyük Ödülü' ile bir kez daha bizi gururlandırdı. 


Sözlerimi noktalamak gerekirse Nuri Bilge Ceylan 'Minimalist Sinema' türünün sevdiğim yönetmenlerindendir. En basit hikayeleri öyle bir dille anlatır ki mutlak hayranlık uyandırır. Özellikle kamera işçiliği (Gökhan Tiryaki'yi burda unutmamak gerekir.) insanı büyüler nitelikte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder