21 Nisan 2012 Cumartesi

Metropolis


Bilim-kurgu türünün kökeni ta sinemanın ilk yıllarına kadar dayanır. Hatta geçtiğimiz sene Martin Scorsese'i Hugo filmiyle bizi bilim-kurgunun ilk günlerine ait bir yolculuğa çıkarmıştı. Bu türün babası sayılan Georges Méliès'ı da bu yolculuğa dahil etmeyi unutmamıştı. Sinemanın önde gelen yönetmenlerinden Fritz Lang'te bu türün filizlenmeye başladığı yıllarda döneminin çok ötesinde bir film ile ölümsüzleşti. Bu filmde Metropolis'tir. Öncelikle filmin en büyük talihsizliğinden bahsetmek istiyorum. Metropolis filmi prömiyerinden kısa bir süre sonra kısaltılıyor. Ve ondan sonra yıllarca filmin dörtte birinin kaybolduğu sanılıyordu. Ta ki bir mucize olana kadar. 2008 yılında Buenos Aires'ta filmin tamamına yakın kopyası bulundu. Kopyası kötü durumdaydı. Büyük bir restorasyon çalışması ile film 2010 yılında piyasaya çıktı. Benimde izlediğim versiyon bu son restore edilen versiyondur. Zaten bu hikaye filmin başında anlatılıyor. Yani filmin restore edilmiş hali 153 dakikadır. Son olarak gerçektende büyük bir iş yapmışlar. Çok uğraşıldığı belli. Tebrik ediyorum.
Filmin konusuna gelirsek tamamiyle makineleşme çağını yaşayan Metropolis şehrinin hikayesi anlatılır. Fakat bu makineleşme çağı insanoğlunun işini elinden almayıp onuda sistemin bir parçası yapmıştır. Karşılığında adeta bitip tükenmelerine rağmen bu düzeni bozmamak en temel amaçlarıdır. Başka bir deyişle kapitalist bir sistemin parçasıdırlar. Bir aşık ve mucit olan Rotwang her şeyi değiştirecektir. Konunun hakkıyla işlendiğini söylemek lazım. Çok ufak yerlerde absürdlükler olsada yılına bakıldığında bunları mazur görmek doğru olur. Dini motiflerede yer yer rastlıyoruz. Metropolis şehrinin tasarımı baştan sona yaratıcılık kokmakta. Ayrıca film döneminin en pahalı filmi olarakta anılmaktadır. Bu etken filmde açıkça görülüyor. Zaten başlarken döneminin çok ilerisinde dememin bir sebebide odur. Bir değinmek istediğim konu ise müzikleridir. Sonuna kadar bizi filme bağlayabiliyor. Müziğin kesildiği çok kısa bir kaç aralık var. Onun dışında adeta uzun bir senfoni havasında. 
Fritz Lang'in bu başarısından sonra film Naziler tarafından çok beğenilir. Özellikle verilen mesajları kendileri ile özdeşleştirmişlerdir. Bu nedenle film bazı yerlerde yasaklanır. Fritz Lang çoğu yerde Nazi olmadığını açıkça vurgular. Hatta filmin yasaklanmasından sonra Naziler ona Devlet Sinema Müdürlüğünü teklif eder. Lang bunu reddedip Fransa'ya kaçar.
Velhasıl film yayınlandığı dönemlerde bazı kesimlerce çok beğenilmiş; bazılarınca eleştirilmiştir. Fakat şu bir gerçek ki film bilim-kurgunun temellerinden biridir. Fritz Lang'in sinemasal dilide oldukça güçlüdür.
Son olarak;
153 dakikalık sessiz filmde başlarken ilk 15 dakika biraz konsantre eksikliği nedeniyle filme odaklanamadım. Fakat ondan sonra baştan sona heyecanla izlediğimi söyleyebilirim. Gerçek bilim-kurgu fanları için kesinlikle tavsiye edebilirim.

A+

2 yorum: