30 Haziran 2012 Cumartesi

Prometheus

Ridley Scott'ın 1979 yapımı Alien filmi oldukça beğenilmişti. Ardından James Cameron serinin ikinci filmi Aliens ile bu başarıyı sürdürdü. Serinin üçüncü filmi Alien 3 ve dördüncü filmi Alien: Resurrection ilk iki film kadar başarılı olamadı. Yinede keyifle izlenebilecek yapımlar olmuştu.  Alien serisi bilim-kurgu türünde yeni bir akım başlattı. Öyle ki ardından bir nevi alt sektör oluşturdu. Benzerleri çok türedi. Çoğu filme esin kaynağı oldu. Uzun aradan sonra Ridley Scott'ın kökenine yani bilim-kurgu'ya dönmesi herkesi heyecanlandırdı. Alien serisinin büyük bir fanıyım diyemem lakin seriyi severim. Elbette bu film için bende heyecanlandım. Nitekim geç bir izlenme oldu. Kötü bir salonda, kötü bir ses sistemi ile izledim. Bu olumsuzluklara rağmen bu projeyi beyazperde'de görmek bana ayrı bir mutluluk verdi.
Hikayeyi Lost dizisinin senaristi Damon Lindelof yazdı. Sinemaseverleri ikiye böldüğü aşikar. Bazı sinemaseverler hikayesini sevdi. Bazıları ise hikayesinde çoğu soruyu yanıtsız bıraktığını ve hikayesinin derinliğini yakalamadığını düşünüyor. Açıkçası senaristin huyundan suyundan mıdır bilinmez Lost dizisi gibi bazı soruları havada bırakmış. Şöyle de düşünmüyor değilim. Acaba bu soruların yanıtlarını devam filmine mi sakladı. Çünkü hikayenin ucu açık bırakılıyor. Yeni bir film için beklentiye bile giriyorsunuz. Yeni bir proje gelir mi bilinmez şimdilik biz en iyisi filme dönelim.  Filmin başkarakteri Elizabeth Shaw'un yeterli bir derinlikte olduğunu düşünmüyorum. Alien serisindeki Ripley karakteri kadar baskın bir karakter değil. Bazen olayların arasında çok arka planda kalıyor. Yinede Noomi Rapace performansını beğendim. Filmde en köklü karakter olarak David karşımıza çıkıyor. Michael Fassbender son yıllardaki gibi yine inanılmaz bir oyunculuğa imzasını atıyor. Film bittikten sonra aklınızda yer edinecek tek performans kendisine ait. Charlize Theron çok silik bir karakterde fakat filmde hoş durduğu kesin. Sanırım güzellik ikonu olarak bize yetiyor. 

Filmin atmosferi ve tasarımları oldukça güçlü. Yaratılan evren üzerinde fazlasıyla yoğunlaştıkları belli oluyor. Nitekim seyirciyi en çok cezbecek özelliklerin başında geliyor. Ridley Scott'ın bilim-kurgu'ya dönmesi yerinde bir karar olmuş. Film biraz beklentilerim altında kalsa da seyir açısından gayet keyifli. Alien serisini sevenler için rahatlıkla tavsiye edebilirim.

B

6 yorum:

  1. Tahmin etmiştim senden bu civarda bir puan gelebileceğini. 7.5 da gayet iyi :) benim düşüncelerimi biliyorsun zaten..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım sen Alien hayranısın. Fanlık olunca insan objebtif olamıyor biraz daha. Kendimden biliyorum:) Dediğim gibi beklentilerimin biraz altında kaldı ama hiç fena değildi ki benim puanlamama göre gayet güzel bir puan aldı. Fassbander'i hayranlıkla izledim. O evrende(Alien-Prometheus) en sevdiğim özellik robotlarla aranı iyi tutacaksın yoksa sonun kötü olur:)

      Sil
  2. Alien hayranlığı var ama bilim kurgu sinemasına özek bir ilgim olması ve filmin felsefik yapısı normal bir sinemasevere göre daha çok sevmemi sağladı. objektif olmaya çalışmam pek film ne hissettiriyorsa bana onu vermeye çalışırım puan olarak. tabi bir çok kriterim var o ayrı :) evet çok yüksek puanlar vermediğini düşünürsek çok iyi.

    YanıtlaSil
  3. Anladım:) Puanda bir düzen oturduktan sonra ona göre vermeye başlıyorsun.Benim puanlarım biraz daha kıt olabilir. Belki yıldız vermek o anlamda daha iyi:)

    YanıtlaSil
  4. kesinlikle yıldız sistemini daha iyidir. puanlama yeni sayılır eskiden bilinmiyordu bu tip şeyler.

    YanıtlaSil