17 Haziran 2012 Pazar

Wes Anderson Sunar: The Darjeeling Limited ve Hotel Chevalier

Wes Anderson sinemasını keşfetmem ve sevmem kısa bir dönem öncesine rastlıyor. Benim hemen ısındığım sineması sinefiller için çoktan bir tutku haline gelmiş. Bende bu rüzgara kapıldım. Tarz olarak kendisi gibi Amerikan Sineması'nın hünerli yönetmenlerinden Alexander Payne'e yakın buldum. Ördükleri dokuların benzer özellikler taşıdığını söyleyebilirim. Ve iki sinemacıda kopuk ilişkileri irdeliyor. Yalnız Wes Anderson biraz daha karakterlerini stilize  ederek filmlerini masalsı bir boyuta taşıyor. Bundan bir üstünlük olarak değilde bir fark olarak bahsediyorum. İki sinemacıyıda fazlasıyla başarılı buluyorum. Wes Anderson'ı daha yeni tanıdığım için bendeki yeri zamanla daha fazla netleşecektir. -Evet Wes Anderson'ın yukarıda söylediğim gibi kopuk ilişkileri işleme eğilimi var. Bu ilişkilerinde çeşitli olaylar vesilesiyle daha güçlü bir hal alacağı aşikar. Belki dışardan bakıldığında oldukça klişe gibi duruyor. Fakat Anderson'ın mahareti hikayeyi zekice kurması ve kurgulaması. (Aynı şekilde Payne'de bunu iyi kıvırıyor.) Bunun meyveleri olarakta ortaya eğlenceli, kimi zaman dramatik ve hayattan küçük mucizeler doğuyor. Geriye kalan tek şey ise kendinizi bu hikayelere kaptırmak kalıyor.
The Darjeeling Limited filmi aradan uzun zaman geçmesine rağmen birbiriyle uzun süredir görüşmemiş üç kardeş FrancisPeter ve Jack'in hikayesini konu alıyor. En büyük ağabeyleri Francis diğer iki kardeşini bir nevi emrivakiyle bir yolculuğa davet edip aralarındaki buzları eritmeye çalışmaktadır. Ayrıca bu karakterler sadece birbirleriyle değil özel yaşamlarında da gelgitler yaşamaktadır. Francis'in  ağır  kazadan sonraki sendromu, Peter'ın eşiyle olan soru işaretleri ve Jack'in tutkulu ve karmaşık aşk hayatı bu üçlüyü daha da sınıyor. Başlarda uyum sorunu yaşasalar dahi zamanla eski günlerin tadını buluyorlar. The Darjeeling Limited her şeyden önce bir içimizi ısıtan bir yol filmi. Dolasıyla türün çoğu özelliklerini barındırıyor. Bu yönde yakın dönem Amerikan Sineması'nın ürünlerinden Little Miss Sunshine filmine yakın bir çizgide gidiyor. Zoraki başlayan yolculuk bir derinlik yakalayacaktır. Zekice hazırlanmış espriler ve sahneler fazlasıyla güçlü. Wes Anderson filmlerinde güçlü olan sinematografi ve görsel öğeler bu filmindede başarılı. Tabi Anderson'ın başka bir özelliğide müzikleri iyi kullanımı. Oyunculara gelirsek iyi bir kimya yakaladıkları kesin. Zaten yönetmenin favori oyuncuları Owen Wilson ve Jason Schwartzman yine çizilen sınırlarda başarılı performanslar sergiliyor. Adrien Brody'e kalan tek şey ise onlara ayak uydurmak. Böylelikle ortaya iyi bir üçlü çıkmış. Yönetmenin vazgeçilmezlerinden ustad Billy Murray'i kısa aralıklarla görüyoruz.
Hotel Chevalier ise Wes Anderson'ın The Darjeeling Limited için yaptığı bir nevi prolog bölümüdür. 13 dakikalık olan kısa filmde Jack ve tutkulu aşkının Paris'te  Hotel Chevalier'da buluşmasını konu ediniyor. Filmin atmosferi The Darjeeling Limited tadında. (Zaten aynı zamanda çekilmiştir.) Jason Schwartzman'a Natalie Portman eşlik ediyor. Natalie PortmanThe Darjeeling Limited filminde kısa bir sahnedede görüyoruz. İkili arasında olan uyum ise ilginç. Jack'in kalbinin kırıklığını ve olaylara tepkisini bir nebze daha anlamamızı sağlıyor. 60'ların sonlarındaki mucizelerinden biri olan Peter Sarstedt'in Where Do You Go To (My Lovely) parçasıda konsepte iyi uyum sağlamış. The Darjeeling Limited filminde kısa bir sahnede yine bu parçayı dinliyoruz. Kısa filmin ruhuna ayrı bir güzellik katmış.


Yazımı toparlarsam Wes Anderson'ın sinemasını sevenler için kolaylıkla ısınabileceği The Darjeeling Limited samimi bir film. Birde öncesinde veya sonrasında Hotel Chevalier'ı izlerseniz bu keyfi katlayacaksınız. Yazımı yazarken arka arkaya dinlediğim Where Do You Go To (My Lovely) şarkısını buyrun sizlerde dinleyin. 


4 yorum:

  1. çok güzel Darjeling Limited yol filmi olarak çok başarılı. Tam bir Wes Anderson filmi. etraflıca yazmışsın bravo :) Anderson'un mizahı çok güldürmese de lezzetli diyebilirim

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim:) Wes Anderson sinemasıyla yeni tanıştım ve filmlerini sevdim. Mizahi konusunda haklısın benimde aman aman güldüğüm söylenemez. Ama filmleri tadından doyulmaz lezzette oluyor.(Eğlenceli) Moonrise Kingdom'ı çok merak ediyorum. Sinemasını beğenmeyenler bile filme övgü yağdırıyor. Merakla izlemeyi bekliyorum:)

    YanıtlaSil
  3. evet Moonrise Kingdom'ı ben de çok merak ediyorum. en iyi filmi olabilir. Anderson'un kendine has sineması ve mizahı onu mutlaka takip edilesi yönetmenler arasına sokuyor.

    YanıtlaSil