23 Ekim 2012 Salı

Looper

Bilim-Kurgu türünün alt metinlerinden 'zamanda yolculuk' kavramı 80'li ve 90'lı yıllarda Back to the Future, Terminator ve Twelve Monkeys gibi başarılı filmlerle popüler bir hale geldi. Hollywood'un zaman yolculuğu serüveni elbette burda bitmeyecekti. Bunun çabası olarak 2000'li yıllardaki The Butterfly Effect, The Time Machine ve The Time Traveler's Wife gibi girişimler dişe dokunur işler olmadı. Yalnız The Butterfly Effect filminin kendi kitlesini oluşturduğunu atlamamak lazım. Yalnız o da estetik olarak bir vaatte bulunmuyordu. Bu yıl Prometheus ve The Dark Knight Rises'ın yılın bilim-kurgu filmleri olmasını beklerken meğerse yanılmışız. Her iki filme burun kıvırdığımızı düşünürsek Looper rahatlıkla yılın bilim-kurgu filmi olmayı başarıyor. Yönetmen ve senarist Rian Johnson'ın Looper Terminator filmiyle benzer özellikler taşımasına rağmen yer yer küçük yeniliklerle keyifli bir sinema tadı bırakıyor.
Looper'ın en büyük mahareti her şeyi yerli yerinde ve belirli bir sadelikte vermesi. Sırtını tamamiyle aksiyona yöneltmiyor. Bunun ürünü olarakta Hollywood-vari yani fazlasıyla abartılı sahnelerden kaçınmış oluyor. 2010 yılında büyük fırtınalar koparan Inception gibi atmosfere yönelik bir film. Özellikle Inception'da bir aksiyon filmi olarak belki yetersiz görülebilir. Buna karşın yaratılan evren o denli başarılı işlenmişti ki biz o bütünü kavramaya ve içine girmeye çalışıyorduk. Bu yüzden aksiyonun bir eksikliğini hissetmiyorduk. Yine aynı şekilde Looper filminde de aksiyon minimum seviyeye çekilmiş. Buna karşın evrenin bir parçası oluyoruz. Bu da Looper'ın bir avantajı. Rian Johnson karakterlerini yaratırken yine basitliğe kaçmayıp elindeki malzemeyle bir derinlik yakalıyor. Nitekim çoğu karakterin bencil olması yaratmaya çalıştığı gerçeklik olgusunu destekliyor. Böylelikle Rian Johnson filmi ucuz kahramanlık gösterilerinden de kurtarmış oluyor. Senaryonun tıkır tıkır ilerlediği filmde herhangi bir kopukluk hissi yaşamıyoruz.
Filmin teknik öğeleri oldukça cezbedici. Tahmin edeceğiniz gibi görsel öğelerde de bir aşırıya kaçma durumu yok.  Ses işçiliğini fazlasıyla beğendim.

Joseph Gordon-Levitt(Joe'nun gençliği) büründüğü Bruce Willis kimliğini iyi kotarıyor. Jest ve mimikleriyle bize iyi, sempatik ve inandırıcı bir Bruce Willis gençliği sunuyor. Bruce Willis(Joe'nun yetişkin hali) ise her zamanki gibi formundan bir şey kaybetmemiş. Emily Blunt'ın renk kattığı filmde çocuk oyuncu Pierce Gagnon şaşırtıcı derece iyi bir performansa sahip. Kısa süreliğine Paul Dano'yu da görüyoruz.

Son yıllarda Children of Men, District 9 ve Inception gibi bilim-kurgu türünde büyük çıkışlar gördük. Bunlara bir yenisi Looper ekleniyor. Looper yukarıda saydığım üç film kadar olmasa da ismini onlarla zikrettirebilicek bir seviyede.

B+

12 yorum:

  1. Güzel eleştiri olmuş, ben daha çok Prometheus'cu olsam da, Looper'da hosuma gitmeyen + beni tatmin etmeyen noktalar olsa da muhakkak görülmesi gereken bir seyirlik. eline, beynine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Yorumun için teşekkür ederim. Prometheus'u bende sevdim. Bence ondaki eksiklikte pek derine inmemesiydi. Yüzeyseldi her şey. Looper gelmeden önce bu unvan Prometheus'taydı. Cloud Atlas var bakalım o ne iş çıkaracak. Ama nedense pek umudum yok ondan:)

    YanıtlaSil
  3. Rica ederim.. Çoğu kişinin aksine bende Looper'da daha derin işlenmesi gereken konunun daha yüzeysel işlendiğinden şikayetçiyim aslında :) Ama yinede memnun edici bir yapım tabi. Cloud Atlas için 2 kesim var, biri beğeniyor, biri ''abartılacak kadar bir şey yok'' diyor. Bakalım bekleyip göreceğiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben karakterlerden dolayı bir derinlik yakaladığını düşünüyorum:) Ama tabi öyle de aman aman bayıldığım bir yapımda olmadı. Cloud Atlas'a gelirsek sanırım en başından beri fragman beni heyecanlandırmadı. Bundan dolayı o kadar merak etmedim. Birkaç olumsuz eleştirisini görünce tamam bu filmden bir şey bekleme dedim:)

      Sil
  4. eline sağlık faruk güzel eleştiri olmuş :) yine izleyemediğimden üzerine konuşamıyorum. bakalım benden kaç puan çıkacak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Serdar:) Yakın zamanda izlemelisin:)

      Sil
    2. bulabildiğimde hiç vakit kaybetmeden diyeyim :)

      Sil
    3. Vizyonda şu anda sizin orda gösterimde mi bilmiyorum ama:)

      Sil
  5. Güzel yorum kelimesi kelimesine katılıyorum. Geçen hafta izlemiştim filmi ben de beğendim. Filmi tesadüfen izledim uzun zamandır Hollywood yapımı filmlerden uzağım. Filmin ne fragmanını izledim nede konusunu okudum yani hiç bir bilgi olmaksızın izledim filmi. Ve belki inanmazsın Levitt'i tanıyamadım:) Willis zaten her zamanki gibi formunda ve iyiydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Hollywood bu aralar kısır bir döngüde. Filmler hakkında hiçbir bilgi olmadan izlemek her zaman daha fazla keyif verir. Buna birkaç filmde tanık olmuştum. Evet Lewitt'in burnu protez ve baya Bruce Willis'ı iyi özümsemiş. Sonuç olarak güzel filmdi.

      Sil
    2. bu aralar sırf Asya yapımı özellikle Kore yapımı filmleri izliyorum ve içlerinden çok başarılı olan yapımlar var. Tür olarak bence savaş filmlerini en gerçekçi ve iyi yapan ülke Kore şu zamanda. Tavsiye ederim Kore yapımlarını. Hatta şu sıralar bilmiyorum izledin mi? Evim Sensin Özcan Deniz'in filmi var vizyonda çoğu kişi beğenmiş. Kore yapımı olan A Moment To Remember filmininden esinlenmiş (çoğu kişi kopyası diyor)diyor. Orijinalini izle derim.:)

      Sil
    3. A Moment To Remember uzun zamandır aklımda malesef hala izleyemedim. Ama senin hatırlatmanla en kısa sürede izleyeceğim:) Ben biraz daha Avrupa Sinemasını seviyorum. Tabi Asya Sinemasınıda keyifle izliyorum. Evim Sensin'in kötü eleştiriler aldığını biliyorum ama ondan esinlendiğini bilmiyordum. Kolay kolay izlemem onu sanırım:)

      Sil