31 Mart 2012 Cumartesi

To Rome with Love'dan İlk Afiş

Woody Allen geçen sene Midnight in Paris filmiyle sevenleri ile buluşmuştu. Arayı açmadan aynı dokularda olacağını tahmin ettiğim To Rome with Love filminden ilk önce setten görüntüler gelmişti. Şimdi ise filmin afişide gelmiş bulunmakta. Filmin kadrosu Ellen PageWoody Allen, Jesse Eisenberg, Penélope Cruz, Alec Baldwin ve Roberto Benigni gibi yıldızlar geçidi. Film İtalya'da 20 Nisan'da vizyona girecekken ülkemizde ne zaman vizyona gireceği henüz belli değil.


Filmin afişi:


Filmden ve setten görüntüler:









Devamını oku...

28 Mart 2012 Çarşamba

Barry Lyndon Soundtrack: Klasiklerle Büyülemek


Sinemanın dehalarından Stanley Kubrick'in 1975 yapımı Barry Lyndon filmi adeta insanı büyüleyen bir resim gibi. Hikaye 18. yüzyılda  Yedi Yıl Savaşları sırasında geçmektedir. Bu Redmond Barry'nin bir yükseliş ve çöküş dramıdır. Barry Lyndon ile ilgili film eleştirim blog'ta var. Stanley Kubrick her zaman ki gibi her şeyin mükemmel olması için yoğun çaba vermiştir. Mekanlardan tutunda filmde bulunan tablolara kadar büyük bir uğraş vermiştir. Hatta filmde hiç yapay ışık kullanmayıp sadece mum ışığında çekimler yapmıştır. Elbette Kubrick müzik bölümünüde ayrı bir önem vermiştir. Kendisi klasik müzik hayranı olarak bu filmde klasik müziğe yer vermiştir. Çoğu ustadın muhteşem eserlerini bir araya getirerek bize bir şölen yaşatmıştır.

Müzik bölümün başında Leonard Rosenman bulunmakta. Rosenman ve Kubrick büyük bir iş birliği içinde müzikleri seçmiştir. Hatta Leonard Rosenman o yıl Oscar'da En İyi Film Müziği ödülünü almıştır.

Filmin tema müziği Georg Friedrich Haendel'in Sarabande eseridir. Giriş ve bitişte olmak üzere filmin çoğu yerinde çalmaktadır. Başka bir sözle filmin ruhunu taşıyan parçadır. Özellikle filmde birkaç versiyonu mevcut. Benim tüylerimi diken diken eden enfis bir eser. Burda paylaştığım versiyon ise finalinde çalan kısımdır. (Bu diğer versiyonların bir kısmınıda içine almakta.)
İkinci parçamız Sean O'Riada'dan Women Of Ireland. Adında anlaşılacağı üzere İrlanda ezgilerini çok iyi sentez edip dinleyecilere sunuyor. Redmond Barry aşk semalarında gezdiğinde sık sık bu ezgiyi duyuyoruz. Bu parçanında filmde birkaç versiyonu var. En genelini paylaşıyorum. 
Bir sonra ki parçamız finalde çalan Franz Schubert'in Piano Trio In E Flat, Op. 100 adlı eseri. Her şeyin ironik bir tabloya dönüştüğü sırada bu tabloyu çok iyi ifade ediyor. 
Soundtrack albümünde  Wolfgang Amadeus MozartFredrick the Great, Antonio Vivaldi, Giovanni Paisiello gibi ustadlardanda parçalar var. Klasik müzik severler için keyifle dinlenesi bir albüm. 

Devamını oku...

27 Mart 2012 Salı

Eden Lake


Eden Lake konusu itibariyle klişe bir başlangıç yapıyor. Bir çift tatile gider ve ummadıkları olaylar dizisi onların tatilini kabusa çevirir. Konu göze çok bilindik geliyor değil mi? Yönetmen James Watkins klişe bir tohumla yola çıksa da aslında yapmak istediği klişeleri bozmak. Bundan sonra yaşananlar dengesiz bir hal alıyor. İlginçtir ki yönetmen klişe çizgisinin üzerinden gidip gelmekte. Ara ara çoğu filmde rastladığımız sahneler görsekte çoğu zamanda farklı bir çizgi yakalıyor. Filmi gerilim türünde değerlendirirsek başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü bir noktadan sonra öyle bir tempo yakalıyor ki nefes aldırmıyor. Özellikle anti karakterlerle sinirlerimizle oynamayıda çok iyi başarıyor. Öte yandan korku türü olarak bakarsak ki film korku filmi değil sadece türün çok az öğelerini barındırmakta. Ayrıca bu tür filmlerin en büyük eksikliği olan dramı gerçektende hissettiriyor. Bu yüzden ayrı bir alkışı hakediyor.
Kelly Reilly'nin performansını beğendim. Michael Fassbender ise akıllarda kalabilecek bir oyunculuk sergiliyor. Şu anda herkesin bildiği gibi günümüzün en iyi oyuncularından. Öte yandan çocuk oyuncuların performanslarıda küçümsenecek cinsten değil.

Yönetmeni tebrik ediyorum. İşin üstesinden gelmiş. Filmi rahatlıkla tavsiye edebilirim. Sanırım filmi sevmeyen çok az kişi çıkar. 

B-
Devamını oku...

26 Mart 2012 Pazartesi

The Crow: Ateşin İçinde Uyumak


1994 yapımı yönetmen Alex Proyas'ın The Crow filmi biz izleyenler için ayrı bir yerdedir. Başka bir deyişle The Crow filmi candır. Brandon Lee'nin efsaneleştiği film ne yazık ki onun için son duraktır. Çoğumuzun bildiği gibi sette gerçek kurşunla kaza sonucu ölmüştür. Şimdi ise size bir fan yapımı videoyu paylaşmak istiyorum. Video'da filmden sahnelere W.A.S.P. grubunun Sleeping In The Fire parçası eşlik ediyor. 
Brandon Lee'nin anısına...


Devamını oku...

24 Mart 2012 Cumartesi

We Need to Talk About Kevin


Kevin anlaşılması zor çocuk...
Onu tanımlamak için belki herhangi bir kelime bulamayız. Fakat karakterinin çok küçük detaylara bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için belki hikayenin en başına dönersek daha doğru olur. Adeta slow-motion tekniğiyle en baştan başlamak gerekiyor. Yavaş ve ağır. Kevin ateşli bir sevişmenin ardından dünyaya olan yolculuğuna başladı. Annesi hamilelik döneminde düşünceliydi. Kevin doğdu ve sürekli ağladı, ağladı ve yine ağladı. Kevin konuşma çağında sustu. Sadece annesini izliyordu. Kevin daha da büyüdü. Konuşmaya başladı ama bu kez sinirliydi. Öyle ki annesini sinir edebilecek bir düzeyde. Kevin şiddetle tanıştı. İlk yalanını söylemeye başladı. Kevin bir yetişkin oldu. Çok zeki, kurnaz ve oyunlar çeviren bir genç oldu. Kevin kendini buldu...
Geçen sene yayınlanmasıyla birlikte We Need to Talk About Kevin yapımı kendince bir beğeni kitlesi oluşturdu. İyi eleştiriler aldı. Hatta ödül törenlerinde adı anılmaya başladı. Bunun üzerine elbette bende bir beklentiye girdim. Ne çok hüsrana uğradım ne de büyülendim. Filmin kurgusu yine karmaşık diye adlandırabileceğimiz türde. Artık çoğu filmde kullanıldığı için bir özgünlüğü kalmadı. Buna rağmen bu kurgu türünde geçişleri iyi yapabilmek çok önemli. Nitekim bunu başaran yapımlar yine kendince bir özgünlük kazanabiliyor. We Need to Talk About Kevin filmide geçişleri ile başarılı sayılabilir. Filmin belirli zaafları var. Örneğin Kevin'in küçüklüğünden başlayarak bize verilen gerilim bir yerden sonra sıkmaya başlıyor. Yani baştan merak ettiğimiz asıl olayın heyecanını finale doğru fazla hissetmiyoruz. Ayrıca müzik kullanımları bazı yerlerde çok iyi olsada bazı yerlerde bana çok uyumsuz geldi. Nihayetinde müzik evrensel olduğu için burda herkes farklı görüşlerde olabilir.
Tilda Swinton ve Ezra Miller karşılıklı çok iyi oyunculuklar çıkarıyorlar. Bu konuda herhangi bir kusur yok. Ayrıca çocuk oyuncu Jasper Newell'de çok başarılı. Bu kadarını beklemiyordum. 

Özetlersek gerilim-suç türünü sevenler izleyebilir. Fakat uzun bir karakter incelemesi olduğu için ara ara sizi sıkabilir. Sanırım bunun dışında pek söyleyebileceğim bir şey kalmadı. 
Keyifli seyirler...

B
Devamını oku...

23 Mart 2012 Cuma

The Host'tan Teaser

Twilight serisinin yazarı Stephenie Meyer'ın The Host adlı kitabından uyarlanan filmin ilk görüntüleri geldi. The Truman Show, The Terminal gibi filmlerin senaristliğini, Lord of War filminin hem senaristlik hem de yönetmenliğini yapan Andrew Niccol  bu projedede hem yönetmenlik hem senaristlik koltuğunda. Teaser'de pek fazla bilgi ve görüntü verilmesede dikkat çektiği kesin. Filmin oyuncu kadrosunda Saoirse Ronan ve Diane Kruger gibi iki önemli isim var. Bilim-Kurgu türünde olacak olan film 2013 yılında vizyona girecek.



Devamını oku...

22 Mart 2012 Perşembe

Cosmopolis'ten İlk Teaser

Usta yönetmen David Cronenberg geçen sene A Dangerous Method filmiyle sinema seyircisi ile buluşmuştu. Beklentileri karşılamayan bir yapım olmuştu. Zaten bu haberden önce filmi izleyip eleştirimi yayınlamıştım. Hemen haberin öncesinde yazıyı blog'ta okuyabilirsiniz. Neyse Cronenberg  arayı açmadan hemen Cosmopolis projesinide çekti. Kısa bir süre önce filmden ilk teaser geldi. Kısa olmasına rağmen anlaşılıyor ki yönetmen 2000'lerden sonra çizdiği rotada gidiyor. Bende filmi merakla bekliyorum. Filmin başrolünde son yılların parlayan yıldızı Robert Pattinson var. Pattinson bir gecede bütün parasını kaybeden bir milyarderi canlandıracak. Ayrıca ona Paul Giamatti, Juliette Binoche, Samantha Morton ve Jay Baruchel eşlik edecek.


                     

    
Devamını oku...

A Dangerous Method


David Cronenberg'in sinemasına fazla hakim olamasam da aralarında izlediğim ve beğendiğim  bilim-kurgu yapımı The Fly, suç ve gerilim filmleri A History of Violence ve Eastern Promises var. Özellikle yönetmenin A History of Violence eseri hayranıyımdır. Elbette A Dangerous Method filmi geçen yılın beklenen filmlerindendi. Ne yazık ki film yönetmenin daha önce çıktığı çıtanın altında kalan bir film. Yer yer sıkabiliyor ve bazı yerlerde hikayeyi aktarmada yetersiz kalıyor.
Filmin konusu psikoanalizin yeni uygulanmaya başladığı yıllarda geçiyor. Tabi hikayenin içerisinde bu kuramın babası Sigmund Freud ve çalışma arkadaşı Carl Jung var. Ayrıca o dönem kendilerine bir hasta olarak gelen sonradan meslektaş oldukları Sabina Spielrein ise konunun odak noktası. Her ne kadar psikolojik odaklı yapımları ve karakterleri sevsemde ne yazık ki A Dangerous Method filmi için aynı şeyleri anlatamayacağım. Çünkü bırakın karakter derinliklerine inmesini konuyu bile tam olarak aktaramıyor. Senaryo düzensiz ilerleyip size vakit kaybı gibi geliyor. Teknik olarak dönemini iyi yansıtmasına rağmen dönemin zihniyetini anlatmada oldukça aciz bir yapım. 
Keira Knightley'ı sevsemde burdaki oyunculuğu oldukça abartılı. Haliyle böyle olunca göze batıyor.  Özellikle filmin ilk yarısında bu sizi sinirlendirecek cinsten. Karakteri yeterince özümsediğini düşünmüyorum.  Viggo Mortensen ve Michael Fassbender oyunculuk olarak filmi kurtarıyorlar. Özellikle Vincent Cassel'in canlandırdığı Otto karakteri çok havada kalıyor. Kendisini görmemiz ve kaybolması bir oluyor.
Yönetmen David Cronenberg'in eski yapımlarını izlemeye çalışacağım. Fakat önceki izlediğim yapımları ile karşılaştırırsak A Dangerous Method baştan savma, etkileyicilikten uzak bir film. Yönetmenin ve oyuncuların hatırına izlenebilir ama çok büyük bir beklentide olmamakta fayda var.

C+
Devamını oku...

21 Mart 2012 Çarşamba

Dark Shadows'tan Karakter Posterleri

Birkaç gün önce Tim Burton'ın yeni gotik komedisi Dark Shadows'un hem fragmanı hem afişi gelmişti. Şimdi ise filmin karakter posterleride geldi. Posterlerde canlı renkler göze çarpıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Johnny Depp, Eva Green, Helena Bonham Carter, Michelle Pfeiffer, Christopher Lee ve Chloë Grace Moretz gibi yıldızlar var. Bir değişiklik olmazsa film ülkemizde 15 Haziran'da vizyonda olacak.




Devamını oku...

20 Mart 2012 Salı

Yeni Set Görüntüleri: The Bling Ring


Biliyorum kısa bir süredir sürekli set haberlerini yayınlıyorum ama ne yapalım takip ettiğim birkaç projeden yeni haberler gelmesi beni sevindiriyor. Kısa bir süre önce Sofia Coppola  The Bling Ring filmi için Harry Potter'ın yıldızı Emma Watson'a teklif götürmüş ve Watson'da teklifi hemen kabul etmişti. Daha haberi sindiremeden film çekimlerine başlandı  ve setten ilk görüntüler bile geldi. 
Film gerçek olaylardan esinlenecek. 2008 ve 2009 yılları arasında Orlando Bloom, Megan Fox, Paris Hilton, Lindsay Lohan ve Rachel Bilson gibi ünlülerin evine giren ve üç milyon dolarlık eşyaları çalan The Burglar Bunch adlı çetenin hikayesi anlatılacak. Filmde Watson'ın hangi rolde olacağı şu anda belirsiz. Aşağıda resimleri bulubilirsiniz.


Dipnot: Emma Watson geçen yıl My Week with Marilyn  filminde kısa bir rol almıştı. Bu yıl vizyona girmesi beklenen The Perks of Being a Wallflower filmininde çekimlerini bitirmiş durumda. Ayrıca bir değişiklik olmazsa David Yates'in yöneteceği Your Voice in My Head yapımındada oynaması bekleniyor.Ayrıca Guillermo Del Toro'nun çekeceği Beauty & the Beast yapımıylada adı sürekli anılıyor.

Devamını oku...

Anna Karenina'dan Yeni Resimler


Lev Tolstoy'un klasiklerinden Anna Karenina kitabı yönetmen Joe Wright tarafından sinemaya uyarlanıyor. Özellikle yönetmenin Pride & Prejudice ve Atonement filmleri düşülünce izleyicilerin Anna Karenina filminden oldukça umutlu olmaları haklı bir neden sayılır. Joe Wright daha önce çalıştığı oyuncu Keira Knightley'le bir kez daha çalışıyor. Filmden daha önce çeşitli set fotoğrafları gelmişti. Şimdi ise filmden görüntüler geldi. 
Filmden kareler:
Devamını oku...

19 Mart 2012 Pazartesi

Kill Your Darlings'ten İlk Kareler

Harry Potter serisinin başrol oyuncusu Daniel Radcliffe seri bittikten sonra bildiğiniz gibi bu aralar ülkemizde vizyonda olan The Woman in Black adlı korku-gerilim filminde oynamıştı. Şimdi ise Radcliffe'in önündeki proje ise Kill Your Darlings filmi. Ve filmden ilk kareler geldi. Filmde Şair Allen Ginsberg'i canlandıracak olan Radcliffe rolü gereği imaj değişikliğine girmiş. Hatırlatmak gerekirse Allen Ginsberg Beat Kuşağının önemli şairlerindendi. 
İşte ilk set fotoğrafları:
  

Devamını oku...