16 Ocak 2013 Çarşamba

Argo

Hollywood'un genç aktörlerinden Ben Affleck giriştiği yönetmenlik macerasında Gone Baby Gone ve The Town'la dikkatleri üstüne çekmişti. Ayrıca Matt Damon'la birlikte senaryosunu yazdıkları Good Will Hunting filmiyle de zamanında Oscar kazanmışlardı. Yeni filmi bekleniyordu. Üstelik film 1979 yılında Amerika ve İran arasında yaşanmış bir rehine krizini işliyor. Haliyle Affleck'in bu politik sularda nasıl bir portre sergileyeceği merak ediliyordu. 

1979 yılında İran'da Şah'ın devrildiği günlerde militanlar Tahran'daki Amerikan Büyük Elçiliği'ne saldırır.  52 Amerikalı rehin alınır. Bu olaylar esnasında elçilikten kaçmayı başaran 6 Amerikan vatandaşı Kanada Elçiliği'ne sığınır. Her an deşifre olma korkusuyla saklanırken CIA'de bu 6 kişiyi İran'dan sağ salim çıkarmak için kolları sıvar. CIA ajanı Tony Mendez ilginç bir fikirle kurtarma operasyonu önerir. Plana göre Kanada'dan İran'a film için mekan bakmaya giden bir ekip kılığında onları İran'dan çıkaracak. Filmin adı: Argo. Hatta o dönem film için senaryo yazılır, afişi yapılır ve basına tanıtılır.  
Ben Affleck hikayenin yaşandığına inanmamız adına büyük bir gayret içerisinde. Nitekim bunun içinde her türlü materyalden yararlanıyor. Özellikle filmin sonunda jenerik kısmında olayla ilgili fotoğraflara yer veriyor. Ben Affleck'in bu hassasiyeti güzel ama bu kadar uğraştıktan sonra filmin final ayağında hiç yaşanmamış olayları eklemesi anlaşılabilecek bir durum değil.  Gerçeklik konusunda baştan sona bu kadar titiz olmasa aslında bunlar seyirciyi ayakta tutmak için gerekli numaralar der geçeriz. Fakat dediğim nedenden dolayı bu detayı atlayamıyoruz. Tahmin edildiği gibi filmin Amerikan milliyetçiliği baya ön planda. Film bittiğinde kafamızda oluşan İran tablosu hoş değil. Ayrıca filmin politik kısmını bir yana bıraktığımda ise yine sorunlu bir film var karşımızda. Sırtını tamamiyle klişelere yaslayan bu filmin ödül sezonunda bu kadar ciddiye alınması şaşırtıcı. 
Jenerikte gördüğümüz gibi Ben Affleck dışında herkes olayı yaşayan gerçek kişilere fiziksel olarak baya benzetilmiş. Ben Affleck kendi filmlerinde neden hala başrol için ısrar ediyor anlamış değilim. Çok iyi bir oyunculuğu yok ve bütün enerjisini kamera arkasına harcasa belki ortaya daha kaliteli işler çıkar. Alan Arkin ve John Goodman eğlenceli sekanslarda yer alıyorlar. Alan Arkin'in ödül sezonunda baya ismi anıldı. Oyunculuğu iyi olmasına rağmen Oscar'a aday olmasını oldukça iddaalı buluyorum. 

Teknik anlamda Ben Affleck'in yönetmenlik becerisinin arttığını düşünüyorum. Filmin kurgusunu beğendim. Sevdiğim bir besteci olan Alexandre Desplat doğu ezgilerinden bol bol yararlanmış. Fakat müziklerde herhangi bir yenilik görmedim. Yine de filmle uyum içerisindeler. Durumu şöyle bir toparlamak gerekirse ortaya eğlenceli bir film çıkmış. Ama bu filmi ne kadar ciddiye alacağınız tamamiyle size bağlı. 

B

3 yorum:

  1. Yakın bir zamanda izleyeceğim Argo'yu Altın Küre'leri hak etmiş mi göreceğiz. Amerikan milliyetçiliği sadece son kısımda var diyenler de var bakalım ne derece merak ediyorum bunu. Gerilim yaratmada ne kadar iyi sonra... çok ciddiye almayacağız sanırım. yazı gerçekten iyi olmuş Faruk eline sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya aslında politik kısmına pek takılmadım. Hollywood filmlerinde sık sık görüyoruz. Alıştık nasılsa. Ama sorunlu bir film. Eksik yanları var. Gerilim kısmında tamamiyle klişelere kaçmış. Bu yüzden o kısmıda sevmeyebilirsin. Ama kurgusu iyi sonuna kadar izlettiriyor kendini. Eğlenceli ortalama bir film. Teşekkür ederim:)

      Sil
  2. Evet alıştık biraz o tip politik açılımlara. Ben de çok takılmamaya çalışırım. Aynen dediğin gibi ortalama bir filme benziyor :)

    YanıtlaSil