12 Şubat 2013 Salı

Django Unchained

Quentin Tarantino herkesin bildiği gibi zamanında video kasetçide çalışmıştır. Tabi dönemin B türündeki filmlerine oldukça aşinadır. Hatta bu tür filmlerle Tarantino sinema anlayışını tayin etmiştir. Western türüne olan ilgisi yine herkes tarafından biliniyordu. Filmlerinde bu türün esintilerini görsek dahi tam anlamıyla bir western filmini şimdi izliyoruz. Spagetti Western türündeki Django Unchained bir nevi Sergio Leone'ye ve Django'nun 1966'daki versiyonunun yönetmeni Sergio Corbucci'ye bir saygı duruşu niteliğinde. Mizahi açıdan güçlü olan filmin oyunculuklarından tutunda müziklerine ve mizansenlerine kadar tam anlamıyla bir sinema şöleni. 

Yıl 1858...Amerikan İç Savaşı'ndan 2 sene önce Dr. King Schultz bir kelle avcısıdır. Peşinde olduğu Brittle kardeşlerinin yüzünü bilen Django ile bir anlaşma yapar. Buna göre köle olan Django hem biraz para kazanacaktır hem de özgürlüğüne kavuşacaktır. Bu iş bittikten sonra Dr. King Schultz, Django'nun karısını bulmasına yardımcı olmak ister. Bu yardımı geri çeviremeyen Django, Dr. Schultz ile yola koyulur. Django'nun karısı Candyland çiftliğinde bir köledir. Ve çiftliğin sahibi kötü ünüyle tanınan Calvin Candie'dir. Tahmin edeceğiniz gibi bundan sonra işler hiç kolay olmayacaktır.
Django Unchained büyük bir titizliğin ürünü. Yönetmenin yine ana üslubundan izler taşıyor. Beklenildiği gibi geveze bir senaryosu var. Bazı anlarda muhabbetler uzatılıyor hissi verebiliyor. Belki bunun nedeni Sally Menke'nin ilk kez bir Tarantino filminin kurgusunu yapmamasındandır. 2010 yılında kendisi vefat etmişti. Yine de bu durum aşırıya kaçmadığından gözardı edilebiliyor. Tarantino en büyük maharetlerinden biri olan diyaloglardaki başarısını Django filminde de görüyoruz. Şiddet öğeleri bol olan filmin kanlı sahnelerinde CGI'ye başvurmayan Tarantino ve ekibi iyi bir iş çıkarıyor. Ayrıca hızlı zoomlar ve extreme close up gibi çekimlerle spagetti western'de özlediğimiz tatları yakalıyoruz. 

Filmin müziklerine değinmezsek haksızlık etmiş oluruz. Yine burda Tarantino zekice bir hamle yapıyor. Önceki Django versiyonundan çeşitli parçalar alarak Django'nun asıl ruhunu bir nevi koruyor. Ayrıca western deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Ennio Morricone'nun dokunuşları filme ayrı bir hava katıyor. Besteceliğini yaptığı Ancora Qui parçası enfes. Favori diğer iki şarkım Who Did That to You ve  I Got a Name.
Jamie Foxx büründüğü Django karakteri ile birinci sınıf bir iş çıkarıyor. Hele ki işi deliliğe vurduğu sahnelerde çok iyi. Christoph Waltz bizi Inglourious Basterds'taki gibi yine kendine hayran bırakıyor. Yer yer Hans Landa karakterini anımsatıyor. Filmin en merak edilen sorularından biri Leonardo DiCaprio'nun kötü karakter olan Calvin Candie'yi nasıl canlandıracağıydı. Candie sadist ruhlu ve gösterişli bir karakter. Leonardo DiCaprio'nun başarıyla bu karakterin altından kalktığını söylemek mümkün. Özellikle Waltz ve DiCaprio'nun karşılıklı oynadığı sahneler bir oyunculuk şovuna dönüşüyor. DiCaprio'nun Oscar'da adaylık almasını isterdim. (Alan Arkin'in yerine) Kerry Washington ve Samuel L. Jackson'ı da fazlasıyla beğendim. Eski versiyonlarda Django'yu canlandıran Franco Nero'da kısa bir sekansta yer alıyor. 

Quentin Tarantino seyircinin uzun süredir varolan western açlığını fazlasıyla doyuruyor. Tabi yine Tarantino stilizinde bir spagetti western. Bu nedenden dolayı yönetmenin sevdalısı olmayanlar için bir şey ifade etmeyebilir.  

A-

4 yorum:

  1. Bu kez tamamen katılıyorum. Benim gözümde de neredeyse başyapıt Django :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende baya sevdim filmi. Yani var yine eiklksikleri ama mütevazi bir film bunları unutturabiliyor. Tarantino sonlarda sürpriz yapıyor. Ama oyunculuğu olmamıştı ya. Allah'tan çok kısa bir sahneydi:)

      Sil
    2. evet kusursuz bir film değil ama son dönemde bir çok film hayal kırılığı yaşatırken ilaç gibi geldi. Tarantino'dan daha fazlasını beklememek lazım oyunculukta. kısa olması isabet olmuş tabii :)

      Sil
    3. Bu yılın en keyifli filmlerinden biriydi kuşkusuz.

      Sil