21 Şubat 2013 Perşembe

The Master

There Will Be Blood filmiyle kapitalizm ve din gibi iki zıt kutbu eleştirel bir üslupla tek bedene dönüştüren Paul Thomas Anderson, The Master'le 1950 Amerika'sını yani savaş sonrası bunalımı ve toplumsallaşma sorunu gibi insani özellikler üzerine sinemasını inşa ediyor. Freddie Quell, II.Dünya Savaşı'nda deniz donanmasında görev aldıktan sonra savaşın bitmesi ile belirsiz bir hayata başlar. Paul Thomas Anderson daha açılış sahnesiyle müthiş bir Freddie Quell yap-boz'u önümüze getiriyor. Freddie'nin film boyunca sürekli değişken-başına buyruk hareketleri, öfke krizleri ve şiddet eğilimi her geçen dakikada bu yap-boz'u daha da belirginleştiriyor.
Freddie Quell'ın kendini bulma arayaşında yolu Lancaster Dodd ile kesişir. Lancester Dodd oluşumunu tamamlama evresindeki The Cause adlı bir grubun lideridir. Lancaster Dodd tıpkı Anderson'ın Boogie Nights filmindeki gibi bir baba figürüne sahip. Lancaster, Freddie'nin dengesiz hareketlerini toplumsal normlara göre şekillendirmek için büyük bir gayret gösteriyor. Filmin büyük bir bölümünde The Cause'ın Freddie Quell'ın karakterini yontma amacını izliyoruz. Bu bir nevi Lancaster Dodd öğretilerini de kapsamakta ve The Cause'ın misyonunda yer almaktadır. Dolayısıyla Freddie Quell bu sahnelerde bir deneğe dönüşüyor. 
Kurgusal The Cause'ın gerçekte varolan Scientology Tarikatı'nı anlattığı yönündeki eleştiriler baya sükse yapmıştı. Yalnız filmin tek derdinin bir tarikatın işlevini sorgulama ya da gün yüzüne çıkarma olduğunu söylersek yanılmış oluruz. Her şeyden önce bu Freddie ve Lancaster arasında kurulan usta-çırak ilişkisini anlatıyor. Her adımda bu ilişkinin büyük bir dostluğa dönüştüğüne de şahit oluyoruz.

The Master adeta bir yolculuk gibi. Her katmanda film daha sessizleşiyor ve sizinle daha da bütünleşiyor. Bu dinginlikte filmin herkeste aynı bağı kuracağını söylemek pek doğru olmaz.

Joaquin Phoenix'in abartılı oyunculuğu filmin ruhunu ortaya koyuyor. Her saniyesi ne yapacağı belirsiz olan Freddie karakterinin ani iniş-çıkışları ile gösterişli bir oyun çıkarıyor. Çoğu yerde hikayenin önüne bile geçtiği düşünülse de bence bilakis çoğu yerde filmin omurgasını daha güçlü kılıyor. Philip Seymour Hoffman bir kez daha bize ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu hatırlatıyor. Amy Adams'ın rolü her ne kadar süre olarak az görünse de gözüktüğü sahnelerde varlığını ortaya koyuyor.
65 mm. peliküle ile çekilen The Master'ın canlı görüntüleri göz kamaştırıyor. Görüntü işçiliği yedinci sanat türü olan sinemanın büyüsünü ortaya koyuyor. Radiohead grubunun gitaristi  Johnny Greenwood'un deneysel çalışmaları film üzerinde farklı bir çizgi çiziyor.

Paul Thomas Anderson'ı ayrıksı kılan yanı hiçbir zaman sinema yaptığını unutmaması. Hikayelerini anlatırken kurduğu sinema dili her zaman takdir edilecek bir şey. Bu yüzden sinemasına karşı büyük bir hayranlık beslemekteyim. Bu yıl filmin Akademi veya ana akım seyircisi için 'arthouse' olması gayet anlaşılır bir durum. Her şeyden önce The Master'ı benim sinema anlayışımı temsil ettiği için sevdim. Ve benim için geçtiğimiz yılın en iyi işi.

A+

6 yorum:

  1. Vay vay vay :)) The Maser izlenmiş.. Başyapıt ilan edilmiş... şu yorumunun altına imzamı atarım " PTA'ı ayrıksı kılan hiçbir zaman sinema yaptığını unutmaması" bu ara özellikle bunu unutanlar var Spielberg gibi. en kısa zamanda izlerim umarım, daha bulamadım. güzel yazı olmuş, eline ağlık faruk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Online siteleri tercih ettiğin için oralara gelmemiş olabilir. Torrentlerde yerini almış durumda. Umarım sen beğenirsin çünkü ülkemizde forumlarda takip ettiğim kadar çoğu seyirci beğenmemiş. Ben ise filme bayıldım. Belki bazıları bunu yönetmen sevgime bağlar. Puan konusuna gelince bu yıl izlediğim filmlerden farklı olması gerekiyordu. Bir üst not bu :)

      Sil
    2. Ayrıca teşekkür ederim. Spielberg mevzusunuda konuşmamız gereken yere yazdım.

      Sil
    3. Yok benim sorunum biraz farklı indiremediğim için biraz daha bekleyeceğim :) Evet başyapıt diyenler var ama önceki filmlerine göre beğenmeyeni daha fazla. Ben de beğeneceğimi düşünüyorum ama bakalım ne kadar iyi onu merak ediyorum. Evet A+'yı ilk gördüm sen de şaşırtıcı :)

      Sil
    4. Anladım. Seyirci olarak beğenmeyeni de çok. Eleştirmenler dışında bu filme bu notu verecek seyirci azdır :)

      Sil
    5. Evet okuduklarımdan anladığım kadarıyla PTA sevenler dışında ve genel kitlenin çok sevebileceği bir film değil :)

      Sil